Diyabet, vücudumuzun metabolik dengesini değiştiren, yaşam boyu süren ve disiplinli bir yönetim gerektiren sistemik bir yolculuktur. Kan şekeri değerlerini kontrol altında tutmak, diyet yapmak ve ilaçları düzenli kullanmak bu sürecin en bilinen parçalarıdır. Ancak diyabetin vücut üzerindeki etkileri sadece kan tahlillerindeki rakamlarla sınırlı kalmaz. Gözlerden böbreklere, kalpten sinir uçlarına kadar tüm sistemleri etkileyen bu durumun en savunmasız bıraktığı bölge ne yazık ki ayaklardır. Tıp dünyasında Diyabetik Ayak olarak tanımlanan tablo, dünyada travma dışı uzuv kayıplarının en büyük nedenidir. Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi olarak kliniklerimizde ağırladığımız diyabetli danışanlarımızın çoğu, ayaklarındaki riskin büyüklüğünü maalesef geri dönüşü zor bir noktaya geldiklerinde fark etmektedirler.
Oysa vücut, büyük problemler oluşmadan önce bize fısıldar, sinyaller gönderir. Bu sinyalleri doğru okumak, ayak sağlığını korumanın ve hayata sağlam adımlarla devam etmenin anahtarıdır.
Diyabet Ayağı Neden Hedef Alır? Mekanizmayı Anlamak
Diyabetik ayak belirtilerini anlamak için, yüksek şekerin ayaklarda yarattığı tahribatı kavramak gerekir. Yüksek kan şekeri, zamanla iki ana sistem üzerinde hasar bırakır: Sinirler ve Damarlar.
Nöropati yani sinir hasarı, ayağın alarm sistemini bozar. Normalde ayağınıza bir taş battığında veya ayakkabınız vurduğunda acı hissedersiniz ve önlem alırsınız. Ancak diyabetli bireylerde sinir uçları hasar gördüğünde his kaybı başlar. Kişi acıyı, sıcaklığı veya basıncı hissetmez. Alarm çalmadığı için de hasar gören dokunun üzerinde yürümeye devam eder.
Anjiyopati yani damar hasarı ise ayağın beslenme hattını keser. Damarlar daralır ve sertleşir, kan akışı azalır. Kan, dokuların iyileşmesi için gereken oksijeni ve savunma hücrelerini taşır. Dolaşım bozukluğu olduğunda, ayakta açılan en ufak bir çizik bile iyileşmek için ihtiyaç duyduğu kandan mahrum kalır ve günler içinde enfekte bir yaraya dönüşebilir.
Erken Belirtiler: Vücudunuzun Size Söyledikleri
Diyabetik ayak bir gecede oluşmaz. Genellikle aylar, hatta yıllar süren bir sürecin sonucudur. Aşağıdaki belirtiler, ayağınızın risk altında olduğunu gösteren sarı ışıklardır.
1. Uyuşma, Karıncalanma ve Yanma Hissi
Diyabetik nöropatinin en erken belirtisi, ayak parmaklarında veya tabanında hissedilen uyuşmadır. Danışanlarımız bunu genellikle ayağımın altında keçe varmış gibi hissediyorum veya sanki pamuk üzerinde yürüyorum şeklinde tarif ederler. Geceleri artan yanma hissi, karıncalanma veya tam tersi aşırı üşüme hissi, sinirlerin hasar görmeye başladığının en net göstergesidir. Bu belirtiler, his kaybının ayak sesleridir.
2. Cilt Kuruluğu ve Çatlamalar
Diyabet, otonom sinir sistemini etkileyerek ayaklardaki ter bezlerinin çalışmasını bozar. Ayağın doğal nemlendirme mekanizması devre dışı kaldığında cilt aşırı kurur, pullanır ve esnekliğini kaybeder. Özellikle topuk bölgesinde derin çatlaklar oluşur. Bu çatlaklar, bakterilerin vücuda girmesi için açık bir kapıdır. Nemini kaybetmiş, parşömen kağıdı gibi incelmiş ve parlaklaşmış bir deri, riskin arttığını gösterir.
3. Kıl Dökülmesi ve Renk Değişimi
Ayak ve bacak tüylerinin dökülmesi, o bölgeye yeterli kan gitmediğinin yani dolaşım bozukluğunun bir işaretidir. Ayrıca ayak renginde solukluk veya tam tersi, ayak aşağı sarkıtıldığında koyu kırmızı/mor bir renk alması, damar yapısının bozulduğunu gösterir.
4. Şekil Bozuklukları ve Nasır
Sinir hasarı, ayak kaslarının dengesini de bozar. Parmaklarda pençeleşme yani çekiç parmak deformasyonu, ayak kavsinin çökmesi ve kemik çıkıntıları oluşabilir. Bu şekil bozuklukları, ayakkabı içinde yeni baskı noktaları yaratır. Bu baskı noktalarında oluşan nasırlar, diyabetik ayak için en büyük tehditlerden biridir. Bizim için nasır, yara öncesi lezyondur. Danışan nasırın acısını hissetmez ancak nasır altındaki dokuyu ezer ve altında gizli bir yara açılmasına neden olur.
Ne Zaman Tehlikelidir? Kırmızı Işıklar
Eğer yukarıdaki belirtiler önemsenmez ve profesyonel bakım alınmazsa, süreç tehlikeli bir boyuta evrilir. Aşağıdaki durumlar, vakit kaybetmeden Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi gibi uzman bir kuruluşa başvurmanız gerektiğini gösterir.
İyileşmeyen Yaralar (Ülserler): Ayağınızda oluşan bir sıyrık, kesik veya su toplanması 1-2 hafta geçmesine rağmen iyileşmiyor, aksine büyüyorsa tehlike çanları çalıyor demektir. Diyabetik ayak ülseri dediğimiz bu yaralar, enfeksiyona çok açıktır.
Enfeksiyon Belirtileri: Yaralı bölgede veya ayağın genelinde kızarıklık, ısı artışı, şişlik ve kötü koku varsa enfeksiyon başlamış demektir. Enfeksiyon, diyabetli bireylerde çok hızlı ilerler ve kemiğe ulaşarak osteomiyelit tablosuna yol açabilir.
Renk Değişimi ve Gangren Riski: Parmak uçlarında veya topukta siyahlaşma, morarma görülmesi, doku ölümünün yani gangrenin başladığını gösterir. Bu, uzuv kaybı riskinin en yüksek olduğu, acil müdahale gerektiren bir durumdur.
Ağrısızlık Tehlikesi: Kulağa garip gelse de, ayağınızda derin bir yara veya yanık olmasına rağmen hiç ağrı hissetmemeniz, en tehlikeli durumdur. Çünkü ağrı olmadığı için kişi günlük hayatına devam eder, yaranın üzerine basar ve hasarı derinleştirir.
Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi’nde Uzman Yaklaşım
Diyabetli bir birey için ayak bakımı, evde yapılabilecek basit bir kozmetik işlem değildir. %100 yerli sermaye ile kurulan ve Avrupa standartlarında hizmet veren Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi’nde, diyabetik ayak sağlığına yaklaşımımız tamamen medikal ve koruyucudur. Uzman kadromuz, diyabetin getirdiği risklerin bilinciyle hareket eder.
Merkezimizde diyabetli danışanlarımıza yönelik özel protokoller uygulanır. Öncelikle duyu testleri ve dolaşım kontrolleri ile risk haritası çıkarılır. Tırnak kesimi, asla makas kullanılmadan, özel freze cihazları ile yapılır. Tırnaklar batmayacak şekilde küt kesilir ve köşeleri yuvarlatılır. Nasırlar, bistüri veya jilet gibi kesici aletler kullanılmadan, canlı dokuya zarar vermeyen hassas başlıklarla inceltilerek temizlenir. Bu sayede işlem sırasında yara açılma riski sıfıra indirilir.
Kullandığımız tüm aletler, hastane tipi sterilizasyon cihazlarında temizlenir ve her danışan için kişiye özel paketler açılır. Hijyen, diyabetli danışanlarımız için vazgeçilmez bir güvenlik unsurudur. Ayrıca uzman kadromuz, basış bozukluklarını analiz ederek, yükü dağıtacak ve yara oluşumunu engelleyecek kişiye özel tabanlık çözümleri de sunmaktadır.
Korunmak İçin Neler Yapmalısınız?
Profesyonel desteğin yanı sıra, sizin de evde alacağınız önlemler hayati önem taşır.
Her Gün Kontrol: Her akşam ayaklarınızın altını, üstünü ve parmak aralarını bir ayna yardımıyla kontrol edin. Hissetmediğiniz bir kesik veya kızarıklık olabilir.
Asla Çıplak Ayakla Yürümeyin: Evde dahi olsa, batabilecek cisimlere karşı mutlaka terlik giyin.
Doğru Ayakkabı: Ayağınızı sıkmayan, yumuşak derili, dikişsiz ve parmakları rahat ettiren ayakkabılar tercih edin. Ayakkabınızı giymeden önce içini elinizle kontrol edin; içinde kalmış küçük bir taş, büyük bir yaraya sebep olabilir.
Nemlendirme: Ayaklarınızı her gün nemlendirin ancak kremi parmak aralarına sürmeyin. Parmak arasındaki nem mantara yol açar.
Sıcaklıktan Korunun: Ayaklarınızı ısıtmak için soba veya kalorifere yaklaştırmayın, sıcak su torbası kullanmayın. His kaybı nedeniyle ciddi yanıklar oluşabilir.
Geç Kalmayın, Harekete Geçin
Diyabetik ayak, korkulacak bir kader değil, yönetilecek bir süreçtir. Ayağınızdaki küçük bir nasırın veya çatlağın, hayatınızı değiştirecek büyük bir soruna dönüşmesine izin vermeyin. Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi olarak, uzman kadromuz ve donanımlı kliniklerimizle, diyabetli danışanlarımızın yanındayız. Amacımız sadece oluşan sorunları gidermek değil, sorunların oluşmasını en başından engellemektir. Ayaklarınıza hak ettiği değeri verin, düzenli kontrollerinizi aksatmayın. Sağlıklı adımlar, sağlıklı bir yaşamın temelidir.
