Diyabetik Ayakta Enfeksiyon Riski Neden Yüksek? Sessiz Tehlikeye Karşı Bilinçli Adımlar

Günlük yaşantımızda ayakkabımızın içine kaçan minik bir taş parçası, çoğumuz için sadece anlık bir rahatsızlıktır. O taşı hissederiz, ayakkabımızı çıkarır, taşı silker ve yolumuza devam ederiz. Ancak söz konusu diyabetli bir birey olduğunda, o minik taş parçası haftalarca sürecek, uykuları kaçıracak ve uzuv kaybına kadar gidebilecek çok büyük bir yangının ilk kıvılcımı olabilir. Diyabet, sadece kan şekerindeki bir dalgalanma değil, tepeden tırnağa tüm vücut sistemlerini etkileyen karmaşık bir süreçtir. Bu sürecin en ağır faturasını ise genellikle vücudumuzun en uç noktası olan ayaklarımız öder. Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi olarak, Kurucumuz Podolog Elif Demir’in 20 yıllık köklü tecrübesi ve binlerce vaka deneyimimizle çok iyi biliyoruz ki, diyabetik ayak sorunları aniden ortaya çıkmaz; adım adım, sessizce ve sinsi bir şekilde ilerler.

Merkezimize başvuran diyabetli danışanlarımızın ayaklarında en çok korktuğumuz ve önlemek için en yoğun çabayı harcadığımız durum enfeksiyondur. Sağlıklı bir bireyde kolayca kapanan ufak bir çizik, diyabetli bir ayakta neden günlerce iyileşmez ve hızla devasa bir enfeksiyona dönüşür? Neden diyabetik ayaklar bakteriler için bu kadar cazip ve savunmasız bir hedeftir? Bu yazımızda, diyabetin ayaklar üzerindeki yıkıcı etkilerini, enfeksiyon riskini zirveye taşıyan fizyolojik nedenleri ve uzman kadromuzun bu sessiz tehlikeye karşı sunduğu koruyucu uygulama yöntemlerini detaylarıyla ele alacağız.

Birinci Neden: Kaybolan Alarm Sistemi ve Nöropati

İnsan vücudunun en mükemmel savunma mekanizması acı hissidir. Acı, beynin bize gönderdiği bir acil durum sinyalidir. Elimiz yandığında çekeriz, ayağımıza bir şey battığında basmayı bırakırız. Ancak diyabet, kanda dolaşan yüksek şekerin zamanla sinir uçlarını tahrip etmesiyle karakterize bir durumdur. Tıp dilinde Nöropati olarak adlandırılan bu sinir hasarı, ayaklardaki his duyusunu yavaş yavaş ortadan kaldırır.

Diyabetli bir danışan, ayağına batan bir raptiyeyi, ayakkabının vuran sert bir dikişini, sıcak kumun yanığını veya yanlış kesilmiş bir tırnağın etine saplandığını hissetmeyebilir. Acı hissi olmadığı için o travmaya gün boyu maruz kalmaya devam eder. Akşam eve gelip çorabını çıkardığında gördüğü kan veya yara, onun için büyük bir sürpriz olur. İşte enfeksiyonun ilk adımı bu hissedilmeyen, masum zannedilen küçük yaralarla başlar. Deri bütünlüğü bozulduğu an, dış dünyadaki milyonlarca bakteri için içeriye açık bir kapı bırakılmış olur.

İkinci Neden: Kuruyan Deri ve Görünmez Çatlaklar

Diyabetin sinirler üzerindeki yıkıcı etkisi sadece his kaybıyla sınırlı kalmaz. Otonom sinir sistemi dediğimiz ve ter bezlerinin çalışmasını kontrol eden sistem de hasar görür. Ter bezleri görevini yapamadığında, ayak tabanı ve topuklar aşırı derecede kurur.

Kuruyan deri elastikiyetini kaybeder. Özellikle topuk bölgesinde, vücut ağırlığının da etkisiyle derin yarıklar ve çatlaklar (fissürler) oluşur. Bu çatlaklar, gözle görülmese bile derin dokulara kadar iner. Bakteriler, ayakkabı ve çorap içindeki karanlık, sıcak ortamı çok sever. Topuktaki bu derin çatlaklardan içeri sızan bakteriler, hızla çoğalarak yüzeysel deri enfeksiyonlarına (selülit) yol açar.

Üçüncü Neden: Beslenemeyen Dokular ve Anjiyopati

Diyabetin ayaklar üzerinde yarattığı bir diğer büyük tahribat ise damar hasarıdır (Anjiyopati). Yüksek kan şekeri, zamanla damar çeperlerini kalınlaştırır, daraltır ve esnekliklerini kaybettirir. Ayaklar, kalbe en uzak organ olduğu için bu dolaşım bozukluğundan en çok ve en çabuk etkilenen bölgedir.

Diyelim ki ayakta bir yara açıldı ve bakteriler içeri girdi. Normal bir vücutta kan dolaşımı hemen o bölgeye beyaz kan hücrelerini (vücudun savunma askerlerini) ve iyileşmeyi sağlayacak oksijeni, besinleri taşır. Ancak diyabetli bir ayakta damarlar tıkalı veya daralmış olduğu için bu yardım konvoyu yaralı bölgeye ulaşamaz. Oksijensiz ve savunmasız kalan dokuda bakteriler hiçbir direnişle karşılaşmadan hızla çoğalır. Yara iyileşmez, aksine giderek büyür ve derinleşir.

Dördüncü Neden: Şekerin Cazibesi ve Bağışıklık Çöküşü

Bakteriler, besin olarak şekeri (glikozu) çok severler. Diyabetli bireylerde kan şekeri yüksek olduğunda, dokulardaki şeker oranı da artar. Bu durum, ayağa yerleşen bakteriler için adeta açık büfe bir ziyafet anlamına gelir. Şekerle beslenen bakteriler çok daha agresif ve hızlı ürerler.

Bununla birlikte, kanda dolaşan yüksek şeker, vücudun kendi savunma hücreleri olan lökositlerin hareket kabiliyetini ve bakterileri yutma yeteneğini zayıflatır. Yani bir yandan düşman (bakteriler) şekerle güçlenirken, diğer yandan kendi ordumuz (bağışıklık hücreleri) yüksek şeker nedeniyle felç olur. Bu eşitsiz savaşın galibi ne yazık ki çoğu zaman enfeksiyon olur.

Beşinci Neden: Biyomekanik Bozulmalar ve Nasırlar

Diyabet, ayak kaslarında da erimeye ve güç kaybına neden olur. Kas dengesi bozulduğunda ayak parmakları kıvrılarak pençe şeklini alır, ayağın basış noktaları değişir. Normalde yük taşımaması gereken kemik çıkıntılarına aşırı yük binmeye başlar.

Vücut, artan bu basınca karşı deriyi kalınlaştırarak kendini korumaya çalışır ve nasırlar oluşur. Ancak his kaybı olduğu için danışan bu nasırın altındaki ezilmeyi fark etmez. Nasır, alttaki sağlıklı dokuya sürekli baskı yaparak o dokuyu çürütür ve içten içe kanatır. Biz uzmanlar bu duruma nasır altı ülserasyon diyoruz. Dışarıdan sadece masum bir sertlik gibi görünen nasırın altı, bakterilerle dolu derin bir oyuk haline gelir.

Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi Olarak Koruyucu Kalkanımız

Bu kadar yüksek risk faktörünün bir araya geldiği diyabetik ayakta, enfeksiyon oluştuktan sonra müdahale etmek çok zor, yıpratıcı ve uzun bir süreçtir. Bizim amacımız, o yaranın ve enfeksiyonun hiç oluşmamasını sağlamaktır. %100 yerli sermaye gücümüz ve Avrupa’dan Asya’ya vizyonumuzla, diyabetli danışanlarımıza profesyonel bir koruma kalkanı sunuyoruz.

Merkezimizde uygulanan Diyabetik Ayak Bakımı protokolleri tamamen güvenlik esasına dayanır.

Risksiz Temizlik: Diyabetli danışanlarımızın ayaklarında nasır temizliği veya batık müdahalesi yaparken kesinlikle bistüri, makas, jilet gibi kesici aletler kullanmıyoruz. Uzman kadromuz, canlı dokuya zarar vermeyen, sadece ölü deriyi mikronize ederek temizleyen özel podoloji cihazları ve freze uçları ile çalışır.

Güvenli Tırnak Kesimi: Yanlış kesilen bir tırnağın batarak enfeksiyon yaratmasını önlemek için tırnaklar anatomik yapıya uygun, küt bir şekilde kısaltılır ve köşeleri özel cihazlarla yuvarlatılır. Kalınlaşmış mantarlı tırnaklar inceltilerek tırnak yatağına yapılan baskı ortadan kaldırılır.

Detaylı Analiz: Danışanımız koltuğa oturduğunda sadece işlem yapılmaz; ayağın renk değişimi, ısı farkı, parmak arası mantar başlangıçları ve basış bozuklukları uzman kadromuz tarafından mercek altına alınır. Olası bir risk çok önceden tespit edilir.

Ayaklarınızı Şansa Bırakmayın

Diyabet, yaşam boyu sizinle olan bir yol arkadaşıdır ancak ayak kayıpları veya ağır enfeksiyonlar bu yolculuğun kaçınılmaz bir sonu değildir. Sorunların büyük bir kısmı, basit ihmaller ve yanlış ev müdahaleleriyle başlar.

Görmekte zorlandığınız, hissetmediğiniz veya ulaşamadığınız ayaklarınızı evdeki makaslara veya sıradan kuaför salonlarına emanet etmeyin. Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi olarak, 20 yıllık köklü tecrübemiz, steril klinik altyapımız ve uzman kadromuzla, ayaklarınızı enfeksiyon riskinden korumak için buradayız. Düzenli aralıklarla yaptıracağınız medikal bakım, diyabetle yaşarken atacağınız en güvenli ve en güçlü adımdır. Sağlığınızı riske atmayın, profesyonel dokunuşun huzurunu yaşayın.

Share

telefon Etiler
Telefon Altunizade