Diyabet, vücudumuzun metabolik işleyişini değiştiren ve hayat boyu süren bir yolculuktur. Bu yolculukta kan şekeri takibi, beslenme düzeni ve ilaç kullanımı kadar hayati olan bir diğer konu da ayak sağlığıdır. Sağlıklı bir birey için ayakkabı seçimi, genellikle estetik kaygılar, moda trendleri veya renk uyumu üzerinden şekillenen bir alışveriş sürecidir. Ancak diyabetli bir birey için ayakkabı, bir aksesuardan çok daha fazlasıdır; ayağı dış dünyadan koruyan, yaralanmaları önleyen ve uzuv kaybı riskini minimize eden en önemli medikal araçtır.
Diyabetin neden olduğu his kaybı (nöropati) nedeniyle ayağını sıkan, vuran veya kesen bir ayakkabıyı hissetmeyen danışanlarımız, akşam eve geldiklerinde geri dönüşü zor bir tabloyla karşılaşabilmektedir. Bu yazımızda, diyabetli bireylerin ayakkabı seçerken nelere dikkat etmesi gerektiğini, doğru ayakkabının anatomik özelliklerini ve merkezimizde sunduğumuz koruyucu çözümleri detaylarıyla ele alacağız.
Neden Özel Bir Hassasiyet Gerekiyor?
Diyabetik ayaklarda ayakkabı seçiminin neden bu kadar kritik olduğunu anlamak için, hastalığın fizyolojik etkilerine bakmak gerekir. Diyabet, zamanla sinir uçlarında hasara (nöropati) ve damarlarda daralmaya (anjiyopati) yol açar. Nöropati gelişen bir ayak, “alarm sistemini” kaybetmiş demektir. Ayağın içine giren küçük bir taş, ayakkabının içindeki sert bir dikiş veya ayakkabının burnunun parmakları sıkıştırması normalde acı verir ve kişiyi uyarır. Ancak diyabetli danışanlarımız bu acıyı hissetmezler. Gün boyu o travmaya maruz kalan ayakta, akşam olduğunda derin bir yara veya su toplanması oluşur. Dolaşım bozukluğu nedeniyle bu yara iyileşmez ve enfeksiyona açık hale gelir. İşte bu yüzden diyabetli bir birey için ayakkabı, hata kabul etmeyen bir savunma hattıdır.
Diyabetik Ayakkabının Olmazsa Olmaz Özellikleri
Her “rahat” veya “ortopedik” etiketli ayakkabı, diyabetik ayaklar için uygun değildir. Bir ayakkabının diyabet dostu olabilmesi için belirli teknik standartları karşılaması gerekir.
1. Dikişsiz İç Yüzey (Seamless)
Belki de en önemli kural budur. Ayakkabının içinde, özellikle parmakların temas ettiği bölgelerde kesinlikle dikiş, birleşim yeri veya pürüz olmamalıdır. Normal bir ayakta sadece kızarıklık yapacak bir dikiş izi, his kaybı olan diyabetli bir ayakta derin bir ülserin (yaranın) başlangıç noktası olabilir. Elinizi ayakkabının içine sokup parmak uçlarınızla taradığınızda, elinize takılan hiçbir pürüz hissetmemelisiniz.
2. Geniş ve Derin Parmak Kutusu (Toe Box)
Moda dünyasının dayattığı sivri burunlu ayakkabılar, diyabetli ayakların bir numaralı düşmanıdır. Ayakkabının ön kısmı, parmakların doğal formunu bozmayacak kadar geniş ve yüksek olmalıdır. Parmaklar ayakkabının içinde serbestçe hareket edebilmeli, birbirinin üzerine binmemelidir. Sıkışan parmaklarda nasır oluşur ve nasır, diyabetik ayakta yara öncesi en tehlikeli lezyondur.
3. Doğru Malzeme: Deri ve Doğal Kumaşlar
Diyabetli ayaklarda terleme mekanizması bozulabilir ve cilt kurur. Ayakkabının hava alması hayati önem taşır. Sentetik, plastik, rugan veya naylon karışımlı malzemeler ayağı terletir ve mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Gerçek deri, süet veya hava alabilen teknolojik kumaşlar tercih edilmelidir. Deri, esnek yapısıyla zamanla ayağın şeklini alarak vurma riskini azaltır.
4. Ayarlanabilir Bağcık veya Cırt Cırtlar
Diyabetli bireylerde gün içinde ödem (şişlik) oluşumu sık görülür. Sabah giydiğiniz ayakkabı, öğleden sonra ayağınızı sıkmaya başlayabilir. Bu nedenle ayakkabının, ayağın hacim değişikliklerine uyum sağlayabilecek şekilde bağcıklı veya cırt cırtlı olması gerekir. Ayağı cendere gibi saran, esnemeyen modellerden kaçınılmalıdır.
5. Sert ve Kaymaz Taban
Ayakkabının dış tabanı, yerden gelen darbeleri emebilecek kadar kalın ve şok emici özellikte olmalıdır. İnce tabanlı babetler veya sert köseleler, yerin sertliğini doğrudan ayağa ileterek taban yaralarına neden olabilir. Ayrıca diyabetli bireylerde denge kaybı yaşanabileceği için tabanın kaymaz özellikte olması düşme riskini azaltır.
Alışveriş Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Altın Kurallar
Doğru ayakkabıyı bulmak kadar, doğru zamanda ve doğru şekilde denemek de önemlidir.
Alışveriş Saati: Ayakkabı alışverişinizi asla sabah saatlerinde yapmayın. Ayaklar gün boyu yerçekimi ve hareketin etkisiyle şişer. Akşamüzeri veya akşam saatlerinde denediğiniz ayakkabı, ayağınızın en geniş halini temsil eder. Sabah aldığınız ayakkabı, akşam ayağınızı sıkıp yara açabilir.
Her İki Ayağı Denemek: İnsanların çok büyük bir kısmının sağ ve sol ayak numaraları birbirinden farklıdır. Diyabetli bireylerde bu fark, şekil bozuklukları nedeniyle daha da belirgin olabilir. Her zaman ayakkabıyı iki ayağınıza da giyin ve büyük olan ayağınıza göre seçim yapın. Küçük gelen tarafa yarım numara büyük almak, dar gelmesinden her zaman daha iyidir.
Çorapla Denemek: Ayakkabıyı mutlaka günlük hayatta giydiğiniz, tercihen dikişsiz ve pamuklu diyabetik çoraplarınızla deneyin.
1 Santim Boşluk Kuralı: Ayakkabıyı giydiğinizde, en uzun parmağınız ile ayakkabının ucu arasında yaklaşık 1 santim (veya bir başparmak genişliği) kadar boşluk kalmalıdır. Bu boşluk, yürürken ayağın öne doğru hareket payıdır.
Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi’nin Rolü: Analiz ve Kişiye Özel Çözümler
Bazen piyasadaki hazır ayakkabılar, diyabetli bir ayağın ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalabilir. Özellikle ayakta şekil bozuklukları (çekiç parmak, halluks valgus), kemik çıkıntıları veya kısmi ampütasyonlar varsa, standart ayakkabılar risk oluşturabilir. İşte bu noktada, %100 yerli sermaye gücü ve “Avrupa’dan Asya’ya” vizyonuyla hizmet veren Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi devreye girer. Kurucumuz Podolog Elif Demir’in 20 yıllık tecrübesiyle oluşturduğu protokoller çerçevesinde, diyabetli danışanlarımıza bilimsel çözümler sunuyoruz.
Yürüme Analizi ve Risk Haritası
Merkezimizde, diyabetli danışanlarımızın ayak yapısı öncelikle “Bilgisayarlı Yürüme Analizi” ile incelenir. Danışanımız özel sensörlü bir platformda yürürken, ayağın hangi noktasına ne kadar basınç uyguladığı tespit edilir. Kırmızı renkle görülen yüksek basınç noktaları, yara açılma riskinin en yüksek olduğu yerlerdir. Bu analiz, ayakkabı ve tabanlık seçiminin temelini oluşturur.
Kişiye Özel Tabanlık (Off-Loading)
Diyabetik ayakta en önemli koruma stratejisi, “yükü dağıtmak”tır (Off-loading). Yürüme analizi verilerine göre uzman kadromuz tarafından tasarlanan kişiye özel tabanlıklar, yüksek basınç altındaki bölgeleri rahatlatır. Tabanlık, ayağın altına yerleştirilen yumuşak ve destekleyici bir yastık görevi görerek nasır ve yara oluşumunu engeller. Hazır ayakkabıların içindeki standart tabanlıklar çıkarılarak, yerine bu özel üretim tabanlıklar yerleştirilir.
Danışmanlık ve Eğitim
Merkezimizde sadece uygulama yapılmaz, aynı zamanda bir okul gibi eğitim verilir. Uzman kadromuz, danışanımızın ayağını inceledikten sonra ona en uygun ayakkabı markalarını, modellerini ve özelliklerini anlatır. “Hangi ayakkabıyı almalıyım?” sorusuna, kişinin ayağına özel cevaplar verilir.
Ayakkabınız Sizin İlacınızdır
Diyabetli bir birey için ayakkabı, vitrindeki duruşuyla değil, ayağı koruma kapasitesiyle değerlendirilmelidir. Yanlış ayakkabı, diyabetik ayak yaralarının en büyük tetikleyicisidir; doğru ayakkabı ise en güçlü koruyucusudur.
Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi olarak, diyabetli danışanlarımızın her adımda güvende olmasını önemsiyoruz. Ayakkabı seçimi konusunda tereddütleriniz varsa, ayağınızda riskli noktalar hissediyorsanız veya sadece mevcut durumunuzu kontrol ettirmek istiyorsanız, uzman kadromuzla tanışın. Steril klinik ortamımızda, 20 yıllık tecrübemizle ayaklarınızın risk haritasını çıkaralım ve size en uygun koruma kalkanını birlikte oluşturalım. Unutmayın, doğru ayakkabı ile atılan her adım, sağlıklı bir geleceğe yürümektir.
