Sabah evden çıkarken aynada kıyafetimizi tamamladığını düşünerek seçtiğimiz, vitrinde duruşuna hayran kalıp satın aldığımız o şık ayakkabılar, günün sonunda ayağımızdan bir an önce fırlatıp atmak istediğimiz birer işkence aletine dönüşebiliyor. Çoğumuz ayakkabı satın alırken estetiği, rengi veya modaya uygunluğunu ön planda tutarız. Konfor ve anatomik uygunluk genellikle ikinci, hatta üçüncü planda kalır. Ancak ayak sağlığı söz konusu olduğunda, bu tercihlerimizin bedeli sandığımızdan çok daha ağır olabilir.
Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi olarak gerçekleştirdiğimiz podolojik analizlerde, nasır şikayetiyle başvuran danışanlarımızın çok büyük bir bölümünde sorunun kaynağının genetik faktörlerden ziyade, ısrarla yapılan ayakkabı hataları olduğunu görüyoruz. Ayaklarımız, yanlış ayakkabı seçimlerine karşı sessiz kalmaz; kendini korumak için sertleşir, kalınlaşır ve nasırlaşır. Bu yazımızda, nasır oluşumunu doğrudan tetikleyen ayakkabı hatalarını, bu hataların anatomik sonuçlarını ve doğru seçimin püf noktalarını, podolojik tecrübemiz ışığında detaylandıracağız.
Nasır Neden Bir Ayakkabı Sorunudur?
Nasırın biyolojik tanımını doğru yapmak, ayakkabı ile ilişkisini anlamanın anahtarıdır. Nasır, bir cilt hastalığı değildir. Vücudun, sürekli tekrarlayan sürtünme ve basınca karşı geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Ayağınızın belirli bir noktası, ayakkabının iç yüzeyine sürekli sürtündüğünde veya sıkıştığında, beyin o bölgeye “Burada deri inceliyor, yaralanma riski var, koruma kalkanı oluştur” emrini verir. Cilt hücreleri hızla çoğalarak o bölgede kalın ve sert bir tabaka oluşturur. İşte nasır budur. Yani nasır varsa, orada mutlaka bir “baskı” vardır. Ve modern yaşamda bu baskının bir numaralı müsebbibi ayakkabılardır. Biz nasırı temizlesek bile, siz aynı hatalı ayakkabıyı giymeye devam ettiğiniz sürece, vücudunuz o zırhı tekrar örecektir.
Hata 1: Sivri Burunlu Ayakkabı Tutkusu
Moda dünyasının vazgeçilmezi, zarafetin simgesi olarak görülen sivri burunlu ayakkabılar, ne yazık ki ayak anatomisinin en büyük düşmanıdır. İnsan ayağı, topuktan parmaklara doğru genişleyen, yelpaze formunda bir yapıya sahiptir. Ayakkabının burnu sivridir, ancak ayağınızın burnu küttür. Bu geometri hatası, parmakların o dar üçgen alana zorla sıkıştırılmasına neden olur.
Sivri burunlu ayakkabı giyildiğinde, özellikle başparmak ve küçük parmak (serçe parmak) içeriye doğru bükülmek zorunda kalır. Küçük parmağın dış kenarı, ayakkabının sert yüzeyiyle sürekli temas halindedir ve burada sert, ağrılı nasırlar oluşur. Daha da kötüsü, parmaklar birbirine yapıştığı için aralarındaki kemik çıkıntıları birbirine sürter. Bu durum, 4. ve 5. parmak aralarında “yumuşak nasır” (heloma molle) dediğimiz, son derece ağrılı ve enfeksiyona açık nasır türünün oluşmasına zemin hazırlar. Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi olarak en sık karşılaştığımız nasır vakaları, uzun yıllar sivri burunlu ayakkabı giyen kadın danışanlarımızda görülmektedir.
Hata 2: Yüksek Topukların Yarattığı Dengesizlik
Ayakkabı topuğunun yükselmesi, sadece boyunuzu uzatmakla kalmaz, vücudunuzun tüm yük dağılımını ve ağırlık merkezini değiştirir. İdeal bir yürüyüşte vücut ağırlığı topuktan parmak ucuna doğru dengeli bir yayılımla aktarılır. Ancak topuklu ayakkabı giyildiğinde, yerçekiminin etkisiyle tüm vücut ağırlığı ayağın ön kısmına, yani tarak kemiklerinin (metatars) altına biner.
Normalde taşıması gerekenden katbekat fazla yük taşıyan bu bölgedeki deri, basınca dayanamaz ve kendini korumak için hızla kalınlaşır. Ayak tabanının tam ortasında veya başparmak kökünde oluşan geniş ve sert nasırların temel sebebi budur. Ayrıca topuklu ayakkabının eğimi nedeniyle ayak sürekli öne doğru kayar. Bu kayma hareketi, parmak uçlarının ayakkabının burnuna çarpmasına ve hem tırnak batmasına hem de parmak ucu nasırlarına yol açar. Topuklu ayakkabı giymek bir tercih olabilir ancak bunu tüm güne yaymak, nasıra davetiye çıkarmaktır.
Hata 3: Numara Seçiminde Yapılan Yanlışlar
Halk arasında “zamanla açılır” diyerek küçük numara almak veya “rahat olsun” diyerek büyük numara tercih etmek, nasır oluşumunu tetikleyen en yaygın hatalardandır.
Küçük Numara Ayakkabı: Ayağa dar gelen bir ayakkabı, ayağı adeta bir cendereye alır. Parmaklar bükülür (çekiç parmak deformasyonu) ve eklem yerleri ayakkabının tavanına sürter. Bu sürtünme noktalarında, parmak üstlerinde, mısır tanesi büyüklüğünde, kökü çok derin olan ağrılı nasırlar oluşur.
Büyük Numara Ayakkabı: Genellikle büyük ayakkabının nasır yapmayacağı düşünülür, ancak bu büyük bir yanılgıdır. Ayakkabı büyük olduğunda, ayak içeride sabit duramaz ve her adımda öne-arkaya kayar (sliding). Bu sürtünme, özellikle topuk bölgesinde ve tabanda yanma hissiyle başlayan nasırlaşmaya neden olur. Ayrıca ayak, ayakkabıyı kavramak için içgüdüsel olarak parmaklarını kasar (pençe hareketi). Bu kasılma, parmak uçlarının yere dik basmasına ve uç kısımlarda nasır oluşmasına yol açar.
Hata 4: Sert ve Esnemeyen Malzemeler
Ayakkabının sadece şekli değil, hammaddesi de nasır oluşumunda kritik bir rol oynar. Rugan gibi sert, esnemeyen deriler veya kalitesiz sentetik malzemeler, ayağın doğal hareketine uyum sağlamaz. Ayak adım atarken genişler, ancak sert ayakkabı buna izin vermez ve “vurma” dediğimiz travma gerçekleşir.
Ayrıca sentetik ve hava almayan malzemeler, ayak terlemesine (hiperhidroz) neden olur. Nemli ortamda deri yumuşar (maserasyon). Yumuşamış deri, sürtünmeye karşı çok daha savunmasızdır ve hızla tahriş olur. Vücut bu tahrişi onarmak için o bölgeyi sertleştirir. Yani terleyen ayaklarda nasır oluşumu, kuru ayaklara göre farklı bir mekanizmayla ama aynı şiddetle gerçekleşir.
Hata 5: Taban Yapısının Yetersizliği
Günümüzde moda olan dümdüz tabanlı babetler veya çok ince tabanlı spor ayakkabılar (sneaker), yerin sertliğini doğrudan ayağa iletir. Yürürken zeminle ayak arasında bir şok emici yastık görevi görmesi gereken ayakkabı tabanı yetersiz kaldığında, ayak tabanındaki deri doğrudan zeminle temas ediyormuş gibi baskı altında kalır. Özellikle topuk bölgesinde ve metatars başlarında oluşan “tohum nasırları”, genellikle bu ince tabanlı ayakkabıların uzun süre giyilmesi sonucudur.
Avrasya Ayak Sağlığı Merkezi’nin Çözüm Yaklaşımı
Nasır problemiyle merkezimize gelen bir danışanımız için süreç sadece o sert dokunun temizlenmesiyle bitmez. Çünkü biz biliyoruz ki, ayakkabı hatası düzeltilmezse nasır geri dönecektir. Kurucumuz Podolog Elif Demir’in vizyonuyla, merkezimizde bütüncül bir yaklaşım sergiliyoruz.
Öncelikle steril ortamda, özel podoloji cihazları ve freze uçları ile nasır, canlı dokuya zarar vermeden “sıfır noktası”na kadar temizlenir. Bu işlem ağrısızdır ve anında rahatlama sağlar. Ancak asıl iş bundan sonra başlar. Danışanımızın giydiği ayakkabıları inceleriz. Hangi noktalarda baskı olduğunu, ayakkabının iç astarında aşınma olup olmadığını kontrol ederiz. Basış analizi yaparak, ayağın hangi bölgesine fazla yük bindiğini tespit ederiz.
Eğer sorun ayakkabı kaynaklıysa, danışanımıza doğru ayakkabı seçimi konusunda detaylı bir eğitim veririz. Gerekli durumlarda, ayakkabı içindeki baskıyı dağıtmak için kişiye özel silikon aparatlar veya tabanlıklar öneririz.
Doğru Ayakkabı Nasıl Olmalı?
Nasır oluşumunu engellemek için seçeceğiniz ayakkabıda şu özelliklere dikkat etmelisiniz:
Geniş Parmak Kutusu (Toe Box): Parmaklarınızın ayakkabı içinde üst üste binmeden, piyano tuşları gibi yan yana ve rahatça durabildiği modelleri tercih edin.
Doğru Boyut: Ayakkabıyı giydiğinizde en uzun parmağınız ile ayakkabının ucu arasında yaklaşık yarım santimlik (bir parmak genişliği) boşluk kalmalıdır. Ayakkabı alışverişini ayakların hafifçe şiştiği akşam saatlerinde yapın.
Doğru Malzeme: Ayağın şeklini alabilen, nefes alan, yumuşak deri veya teknolojik kumaşlar tercih edilmelidir. Destekleyici Taban: Ayağın kavisini destekleyen, şok emici özelliği olan ve çok ince olmayan taban yapısı nasır riskini azaltır.
Ayakkabılarınız Size Hizmet Etmeli
Unutmayın, ayakkabılar ayaklarınıza uymalıdır; ayaklarınızın ayakkabıya uymak için şekil değiştirmesi veya nasırlaşması gerekmez. Nasır, yanlış ayakkabı seçiminin vücudunuzda bıraktığı bir hasar kaydıdır. Bu uyarıyı dikkate alın.
Ayaklarınızdaki zırhlardan kurtulmak ve özgürce adım atmak için deneyimli kadromuza güvenebilirsiniz. Doğru ayakkabı ve profesyonel bakımla, nasırsız ve konforlu bir yaşam mümkündür.
